Bazı Sorular ve Cevapları

İnternet ortamında karşılaştığım, bana veya akışıma düşen sorulara dair birkaç izahta bulunmak istedim. Umarım “Dediğim dedik, kestiği kestik!” olarak algılamazsınız. Çünkü burada söyleyeceklerim tartışma konusu yaratabilir. Katılabilirsiniz hakeza katılmazsanız. Fakat sizi temin ederim ki kimsenin özlük haklarına, kişiliğine dair bir saptama yapmak veya laf söylemek ne benim haddim ne de bilgim dahilinde olan bir şeydir. Böyle olduğunu düşünüyorsanız büyük ihtimalle hatalı bir çıkarımdasınız ya da adam karalama peşine düşmüşsünüz, demektir.

  1. YAOİ türü sapkınlık mıdır? Okuyanlar sapık mıdır?
  • TDK’nın sapkın açıklamasına göre: “Toplum gelenek göreneklerine veya ahlaki yapısına karşı ters düşen genç kimse.” Yani sapkınlık kelimesi burada ahlak veya norm dışı olarak tanımlanmış. Kelime anlamı itibariyle Türkiye’de erkek-erkeğe ilişkinin tasvip edildiği bir gelenek yok. Haliyle Yaoi türünü okuyan kişi de sapkın olmuş oluyor. Hemen hemen sapıklık da sapkın kelimesiyle aynı anlama geliyor. Fakat bizde sapığın halk niyazında algılanışı: “istemediği halde cinsel istismara zorlayan kimse” olduğu için kelime daha da ağır bir yük altında kalıyor.
  1. YAOİ okuyan hasta mıdır? 
  • Bizzat görüştüğüm bir psikolojik danışman “aşırı cinsel malzeme tüketiminin” normal olmadığını, hormon dengesizliğini veya başka bir yaşanılan vaka üzerinden geçiş yapılmış bir durum olabileceğini-çocukluk veya ergenlik döneminde yaşanılan bir olayın enkaz etkisi yaratabileceği- söyledi. Ben bu görüşe tamamen katıldığımı söyleyemeyeceğim. Birkaç psikologa göre de: “Fazla mastürbasyona sebebiyet veriyorsa tıpkı aşırı porno izlemek gibi günlük hayatta alacağımız zevk eşiğini yükseltmiş olmakla beraber partnerimizden, sevgilimizden cinsel soğumaya kadar varabilir.” Başka argümanlar da: “Porno ne kadar zararlıysa, yaoi ve yuri içerikler de o kadar zararlı.” mevcut. Yaoi türü okuyan 36 yaşında evli ve çocuklu, daha önce cinsel bir sorun yaşamamış bir kadına göre de hayatında hiçbir soruna neden olmadığı, eşiyle cinsel ilişkisinin normal seyirde devam ettiğini de belirtmekte. Kısaca çeşitli görüşler mevcut. “Şu şu şöyledir.” diyebileceğimiz bir durum yok.
  1. Yeni çıkan anime veya mangaların hepsini okumalı mıyım? Akışımda görüp o topluluğa katılmak istiyorum. Onlar övdükçe benim de övesim geliyor. Bu anime ve mangalar gerçekten izlenmeye değer midir? Yoksa dönemlik tüketim malzemesi midir?
  • Bir şeyin hepsini izleyecek ve okuyacak zamanınız varsa tabii ki izleyip okuyun. Ama sürekli övülen veya sevilen bir şeyin “kaliteli, iyi” olacağına dair bir argüman üretmemiz çok zor. Bunun için belirli kodlar var mıdır? Evet. Kült olabilecek mi? Mangasının dışına çıkıp duygusal motiflere bürünüp mü pazarlıyorlar? Karakterlerin arka planı sağlam mı? Karakterler kendi içinde tutarlı mı? Kurgu nasıl? Olaylar birbirine nasıl bağlanıyor? Bir dövüş sakız gibi uzuyor mu? Hep beklediğimiz klişe şeyler mi oluyor? Esprileri fabrikasyon espriler mi? Sürekli “Naruto” tipi bir karakter mi var? Yaş aralığı dar mı? (Misal 8 yaşındaki çocuk ile 50 yaşındaki adam aynı duyguları alıp, aynı okumayı yapabiliyorsa büyük ihtimalle basit ve çocuklara yöneliktir) gibi türlü sorularımız mevcut. Kesinlikle A1 dediğimiz sitelerin puanlarına güvenmeyin. Çünkü akışınızda o animeyi veya mangayı öven insanlar orada puanlama yapıyor. Bir şeyi popülerleştiren; iyi olması değil, çoğunluğa hitap edebilmesidir. Bunu aklınızdan çıkarmayın.
  1. Eski animeleri izleyemiyorum. Çizimleri çok kötü geliyor. Ne yapmam lazım? 
  • Çizimleri için anime izlemeyi bırakmamız gerekiyor. Sırf CGI tekniğini görmek adına sinemaya giden biriyseniz zaten izlemeyin. Gidin 50 kere öldürülüp diriltilen bomboş süper kahraman filmlerine paranızı akıtın. Çizimlere alışmanız ise izledikçe mümkün olacaktır. Bir süre sonra farkına varacaksınız ki eski animeler çizimden feragat ettiklerini konu ile doldurmayı başarıyorlar. 
  1. İki bin doğumluyum. Zevklerime karışamazsın. Sen kimsin? Bana saygı duyacaksın. İstediğimi severim veya sevmem, Sana ne! Sen önce mizahını yaptığın karakter ol da sonra konuş!
  • Dünyadan izole bir şekilde bir adada yaşıyorsanız zevkleriniz, hayatınız istediğiniz şekilde olabilir. Ama kamuoyu önünde “Benim her zevkime saygı duy, ben istediğimi severim sevmem. Sana ne!” derseniz eğer o şeyi sevmeyen, mizahını yapan da olacaktır. Sürekli pohpoh arayan biriyseniz de yüksek ihtimalle şımarık bir veletsiniz. O yüzden beni takip etmemenizi öneririm.


                                                  Devamı gelecek…


Bunları da sevebilirsiniz