Ekip Söyleşisi- Sasaki Endo

Merhaba sevgili okurlar, ben okurlardan biri olan Nesli. Fratello Fansub ile geçtiğimiz yaz Banana Fish çevirisi ile tanıştım. Kendilerinin sıcak ve samimi yaklaşımları sayesinde diğer çevirilerini de takip etmeye karar verdim. Şimdi Fratello Fansub’ın kurucusu Sasaki Endo ile yaptığımız bu keyifli söyleşi ile sizlerleyiz. Herkese iyi okumalar. 🙂

Soru: Öncelikle merhabalar, birkaç klasik soruyla başlayalım. Bize biraz kendinizden ve Fratello Fansub’tan bahseder misiniz?

Cevap: Merhaba. Adım Umut. 27 yaşındayım. Jeoloji Mühendisliği okudum fakat meslek olarak devam edeceğimi düşünmüyorum.
Fratello Fansub aslen isim olarak 2014 yılında kuruldu. Abimle beraber kurduk. Ondan önce 17 yaşımda -yaklaşık on küsur yıl önce- ilk çevirime başladım. Kurma amacımız ise çok basit. Sevdiğimiz animeleri ana dilimize kazandırıp kendi dilimizde izlemek ve izlettirmek.

Soru: Teşekkürler. Asıl sorulara geçmeden gördüğüm bir şeyden bahsetmek istiyorum. Hakkınızda “Herkesi engelleyen fansub” dedikoduları dönüyor. Nedir bu engelleme mevzuları? Sevilen biri olmak istemiyor musunuz?

Cevap: Aslında dedikodu değil. Bizzat bana soran herkese bunları uzun uzadıya izah ettim. Tabii olayın diğer tarafını dinleyip kulislerde ne konuşuluyor? Bunu bilmem mümkün değil. Birkaç anime eleştirisine -eleştiri değil de saplama diyelim- katlanamayan kullanıcıların şahsıma hakaretler ve küfürler etmesi sonucu engelledim. Twitter’a ilk girdiğimde herkesi kucaklamak hevesiyle girdim. Zaten çekilişler de bu amaçlıydı. Fakat herkesin dostu kimsenin dostu olamıyor. Bu yüzden kendi çapımızda, kemik kitlemizle ilerlemeye kanaat getirdim. Tabii ki hedefimiz çok okura ulaşmak, ismimizi yaymak fakat şahıs olarak bana sayıp söven birini kazanmak istemiyorum. Yine de çevirilerimize bakmalarını isterim. Keşke işimize göre değer yargıları geliştirseler.

Soru: Sizi anlıyorum, umarım bu açıklamalarınız herkese ulaşır.İş kısmına dönersek, kaç yıldır bu işin içindesiniz? “Özellikle bunu okuduktan/izledikten sonra başladım.” dediğiniz bir seri mi var yoksa kendiniz mi başladınız?

Cevap: İşte 11 sene geriye gidersek… 2009. Gungrave diyebilirim. O dönemde 7.Bölüm çevirisi yapılmamıştı. Çok üzülmüştüm. Bir şeyi izlerken ana dilimde okuyup ana dilimde düşünmek istiyorum. Haliyle az buz demedim, bilgim yeter mi yetmez mi diye düşünmedim ve bu işe giriştim. Tabii ki rezalet oldu. Yine de altyazıyı kaldırmadım. İsteyenler bakabilir. İsmimiz de Fratello: Gunslinger Girl animesinden geliyor diyebilir. Orada abi-kız suikastçi kardeş timlerine Fratello derlerdi. Anlam olarak da kardeş demek zaten. Abimle de beraber olunca da isminin bu olmasına karar verdik.

Soru: Bu işin eskilerindensiniz yani. Bugüne kadar Fratello Fansub adı altında hangi serileri bizimle paylaştınız? Son zamanlarda Banana Fish ve tarihi bir manga olan Cesare’ı çeviriyorsunuz.

Cevap: Manga olarak 2019 yılında başladık. Anime olarak da sürekli bir grup çalışması yapmadığımız için yıl yıl boşluklar, ara verdiğimiz dönemler oldu.
Animelerimiz: Gungrave, Street Fighter, Persona 4, Dedective Conan, Un-go, Gunslinger Girl, Soro No Woto, Ashita No Joe.
Mangalarımız: Dororo, Historie(Ortak Proje), Ganbare Genki, Cesare, Banana Fish
Tabii ki birkaç projeye daha başlayacağımızın müjdesini vereyim. 🙂
Bunun harici bir bölüm Kraliçe Seon Duk ve de Mortal Kombat dizi çevirilerimiz de mevcut.

Soru: Yeni projelerinizi bekliyor olacağız. Fakat bir şey sormak istiyorum, 10 yıldır bu işin içinde olmanıza rağmen neden çok fazla seri vermediniz? Sonuçta 10 yıl uzun bir süre.

Cevap: Düzenli çalışmadık. Zaten grupta iki kişi olduğumuz için de sorun olmadı. Öyle piyasaya mitil atma gibi bir hevesimiz de olmadı. Abimle anime izlerdik. Sevdiğimiz anime çevrilmediyse biz çevirirdik, sırf çevirmek için çevirmezdik. Belki de bu yüzden çok değil. Ama yine de az ama öz işin ucundan tuttuğumuzu düşünüyorum. Sonuçta grubu kapatmadık.
Bir de şu açıdan bakmak gerekiyor, bu iş parayla yapılan bir iş değil. Para ne olursa olsun bir işi yapmadaki benzinlerden biridir. Haliyle iş keyfiyete kalınca çok fazla iş verememiş oluyorsunuz.

Soru: Haklısınız, bu iş gönüllülük isteyen bir şey. Peki neden bu kadar az kişisiniz? Son zamanlarda da Cesare’ye tek başınıza devam ediyorsunuz gördüğümüz üzere.

Cevap: Şu anda grupta 2 kişiyiz. Abim de kendi isteğiyle ayrıldı. Kendisi 17 bölüm Cesare’nin düzenlemesinde katkıda bulundu. Cesare’de an itibariyle 34 bölüm vermiş bulunmaktayız. Kalan 17 bölümü de tek başıma verdim.
Ganbare Genki’de de 5 bölüm başka bir gruptan düzenleyici yardım etmişti. Seri yarım mı kaldı? Hayır. Tek başıma olsam da devam etti ve bitirdim. O yüzden okuyucularımız içlerini ferah tutsunlar. Elimdeki serileri tek başıma kalsam da bitirmeye çalışacağım.
Neden az kişisiniz sorusunun ise benlik olduğunu düşünmüyorum. Birçok çevirmenler, düzenleyiciler grubumuza geldi fakat dişe dokunur bir iş yapamadılar. Kimisi kişisel sebeplerden, kimisi de sorumluluk alma bilincini kaldıramadılar. Ee tabii bir de standartları yüksek tutuyorum. Her İngilizce biliyorum, Görsel-İletişim okudum düzenlemeyi kotarırım, diyeni gruba almıyorum. Testlerimiz diğer gruplara nazaran biraz daha zorludur. Fakat öğrenmek istiyorum, yapabilirim diyen insanların kendini geliştirme potansiyelleri daha yüksektir. O kişide bu ışığı görürsem her daim yanında olur ve gruba kazandırmak için elimden geleni ardıma koymam.

Soru: Evet, çeviri konusunda işini ciddiye alan insanlara ihtiyaç var. Bunun yanında sormak istediğim bir şey daha var. Ben dahil çoğu okurlarınızın ilgisini çeken bir şey, mangaların ilk sayfasında yazan Hasan Ali Yücel’in sözü. Neden bu sözü seçtiniz?

Cevap: Aslında İş Bankası çevirilerine bakarsanız zaten Hasan Âli Yücel’in yazdığı önsözün tamamını görebilirsiniz. Hepinize okumanızı tavsiye ederim, hatta görselini bu söyleşinin altına da bırakabiliriz.
Çeviri bir uygarlık davasıdır. Tabii ki böyledir. Bugün medeni olma koşulu çeviridir. Wikipedia’daki Türkçe ve diğer dillere çevrilen makalelerin sayısına bakarak gelişmiş ülkelerin dillerine daha çok makaleler çevrildiğini görürsünüz. Avrupada neden bilim gelişti? Tabii ki birçok sebep var. Bunlardan biri de birçok İslam düşünürünün, alimlerinin gözlemlerini ve yazdıklarının çevirisini yapıp üstüne koymalarıdır. Edebi anlamda gelişmişlik ise dünyaya ufkumuz açık bir şekilde bakma olanağı sağlar. Haliyle “Ee İngilizce öğrensek daha iyi olmaz mı? Neden ana dil?” diyebilirsiniz.
Ana dilde anlaşmak, düşünmek ve ana dilde okuma yapmak bir empati havuzu oluşturur. Biz sömürge bir millet değiliz. Ana dilimize ne kadar çok eser katarsak bu empati havuzunu o kadar desteklemiş oluruz. Empati havuzu ise bir milletin insanlarının duygu, düşüncelerine dair her şeyini oluşturur.

Soru: Ana dilimize verdiğiniz değer biz okurlarınızı mutlu ediyor gerçekten, düşüncelerinizde ise sizinle aynı fikirdeyim. Biraz anime-mangalardan bahsedecek olursak, en sevdiğiniz anime ve mangalar nelerdir?

Cevap: En sevdiğim anime LOGH( Legend of Galactic Heroes) izlediğim, bildiğim her şeyden daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Sevdiğim bir sürü anime daha var. Daha çok Seinen türü diyebiliriz. Monster, Blade of İmmortal, Gungrave, Gunslinger Girl, Death Note, Kaiji, Versailles no Bara, Ashita no Joe, Welcome the NHK, Rurouni Keshin… Bunlar şimdilik aklıma gelenler.
Manga olarak Cesare diyebilirim. Gerçekten üstüne veya yanına bir şey koyamam.

Soru: Hazır sizinle konuşuyorken aklıma takılan bir şeyi daha sormak istiyorum. Bizzat gördüm de. Neden egolu ve kibirli olduğunuz söyleniyor? Böyle biri misiniz?

Aslında buna “evet veya hayır” demek karşıdakinin algılamasına ve tanımasına bağlı bir şey. Siz bana sataşır, dediğim şeylerin inadına aksini yaparsanız cevabını alırsınız. Fakat bu huzursuzluk yaratan ortamlardan keyif aldığım söylenemez ki Discord kanalımda da olabildiğince huzuru korumaya çalışıyorum. Yani kendi içsel problemlerinizi, kötülüklerinizi ve art niyetinizi bana yansıtacaksanız ve karşılığında ben de alttan mı alacağım? Böyle biri değilim maalesef. Olabildiğince tolerans gösteririm fakat kasti yapılan şeylere ve de kötülüklere  tahammülüm kalmadı. Bazı şeylere karşı tarafın da tahammülü olmadığını da biliyorum. Bir konuda kendimi yücelttiğimi, herkesin üstünde kendimi gördüğümü düşünebilirler.
Bildiğimi biliyorum, bilmediğimi de bilmiyorum. Bildiğim bir şeyi bilmemi söylememden rahatsızlık duymayın.


Soru: Peki, son sorulara gelirken birkaç konu hakkındaki düşüncelerinizi alalım. Okunma sayılarına değinelim mesela. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce çevirileriniz gerçekten hak ettiği değeri alıyor mu?


Cevap: Burada kimseye laf söylemek bana düşmez. İsteyen gelir sitemizden indirir okur isteyen de paylaştığımız çevrimiçi okuma sitelerine yönelir. Okuyucuyu sitede tutamıyorsak bizim problemimizdir ki sitemiz blogspot. Pek fazla gezilip takılacak bir yer değil. İndirme yapıp arada 1-2 yazı okur geçerler.

Soru: Son olarak biz okuyucularınıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Cevap: Evet. Okuduğunuz şeylere geri bildirim gönderin. İyi veya kötü olması önemli değil. Sosyal medyanızda paylaşın, konuşun. Daha önceden bahsettiğim empati havuzuna girin. Teşekkür ederim. Güzel bir sohbet oldu. Hepinize sağlıklı, huzur dolu günler diliyorum.

Bir okuyucu olarak ben de dikkate alacağım söylediklerinizi. Bu güzel sohbete vaktinizi ayırdığınız için asıl ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim.